Facebook, Instagram, Tiktok, Youtube, Google ve Yandex yani kullanıcıların vaktinin çoğunu geçirdiği bu sosyal medya platformları ve arama motorları bir çarşı ve bir avm gibi bütün ziyaretçi trafiğinin aktığı bir merkez; websiteniz ise buradan kullanıcı çekmeye çalıştığınız bir dükkan gibidir.
Bu dükkana ziyaretçi çekmenin üç yolu vardır:
1. Sosyal Medya: Sosyal medya platformlarında görünür olmak için içerik üretimi ile marka bilinirliği yaratmak ve bu sayede doğrudan arama veya tekrar gelen müşteriler elde etmek
2. SEO: Arama motorlarında en iyi sonuçları verebilmek için uzun vadeli bir yatırım olarak arama motoru optimizasyonu yapmak
3. Reklam: Hızlı sonuç almak için Google Ads ve sosyal medya reklamları.
🚨 Ancak hangi yöntemi seçerseniz seçin, başarınız websitenizin teknik altyapısına bağlıdır.
Websiteniz hızlı, mobil uyumlu ve arama motorlarına uygun değilse, algoritmalar tarafından geri plana atılır. Bu da trafik kaybı ve artmış reklam maliyetleri anlamına gelir. Teknik altyapınız ile ilgili çalışmaları yaparken kılavuzunuz algoritma ve kullanıcı deneyimine uygun çalışmak olmalıdır.
Konuyla ilgili olarak:
"Hızlı, Mobil Uyumlu, SEO Dostu Website Yapımı" sayfamızı ziyaret edebilirsiniz...
Kullanıcı deneyimi sadece dijitale özgü bir konu değildir. Bugün hemen her sektörde, kalıplaşmış ve sistematik hale gelmiş bütün ürün ve hizmetlerin sunum biçimleri; aslında kullanıcı deneyiminden yola çıkarak hazırlanmıştır.
Bu sebeple her sektörden, her ürün-hizmet sunum biçiminden; mağazalardan, fuarlardan edindiğiniz bilgilerin tümü kullanıcı deneyimi perspektifinizi geliştirecek ve hatta insanların ihtiyaçlarını görmenizi sağlayacaktır.
Peki dijitalde kullanıcı deneyiminde kılavuz ve referans noktası ne olmalıdır? Elbette ki arama motorları...
Arama motorlarının güvenilirliği; kullanıcıların sorduğu soruların karşılığında ihtiyacı olan sonuçları vermesi üzerine kuruludur. Sorulan soruların karşılığında; yanlış veya işlevsiz sonuçları listelemesi güvenilirliklerini kaybetmelerine neden olur.
Özellikle Google ve Yandex gibi teknoloji devleri başta olmak üzere bütün arama motorları en büyük dayanakları olan kullanıcılarını memnun etmeye odaklıdır ve kullanıcı deneyimine çok önem verir.
Bu durum sosyal medya platformları için de aynıymış gibi görünse de farklılık şudur; sosyal medya platformları algoritmalarında yaptıkları değişikliklerle alışkanlıkları değiştirmeye çabalayabilir ve tekel oldukları için bunu dayatabilirler. Oysa arama motorlarını terk etmek ve değiştirmek sosyal medya platformlarını terk etmekten daha kolaydır.
Bu sebeple kullanıcı deneyiminde ve algoritmayı takipte mutlaka arama motorlarının algoritmalarını ve rotalarını doğru anlamak gerekir.
Çünkü ister reklam verin ister arama motorlarında bulunabilmek için gerekli optimizasyonları (SEO) yapın; sitedeki teknik aksaklıklar ve kullanıcıların içeride yaşayacağı olumsuzluklar, size referans olan arama motorlarında olumsuz değerlendirmenize sebep olacaktır.
Arama motorlarında skorlarınızın düşük olması hem reklam maliyetlerinize hem de ziyaretçi sayınıza doğrudan veya dolaylı olarak yansıyacaktır.
Örnek olarak: sosyal medyadan Meta reklamı veriyor olun, siteniz işlem yapmaya müsait değilse, kullanıcılar sitenizi ziyaret etmek istemiyor veya hemen çıkıyorsa bu durum da maliyetinize etki edecektir. websitenizin alt yapsını ve içerikleri arama motorlarının ve platformların beklentilerine en uyumlu şekilde optimize etmeniz her alanda kârlı çıkmanızı sağlayacaktır.
Arama motorlarının algoritmaları ilkel bir şekilde anahtar kelime yoğunluğu (keyword density) odaklı çalıştığı zamanlarda;
SEO çalışmalarının büyük çoğunluğu; sayfalara ilgili anahtar kelimelerin ve sorgulanma türevlerinin %7 oranını geçmemek kaydıyla bolca blog yazılarının eklenmesi üzerine kuruluydu. Bu sebeple birçok websitede blog kısımları kaldı. En ölümcül tehdit kopya içerik (duplicate content), en avantajlı çalışma backlink çalışamalarıydı.
Bu dönemin en güzel temsilcileri "yemek tarifi siteleri"dir. Bu sitelerde "mercimek çorbası tarifi" yazıp girdiğinizde mercimeğin tarihinden başlayıp faydalarının sıralandığı uzun ve gereksiz bir yazıyı kaydırdıktan sonra malzemelere ve yapıma ulaşmak için içeriğin %80'ini es geçmeniz gerekirdi.
Elbette yukarıda saydığımız eski metodlar önemli olmakla birlikte 2017 itibariyle arama motorlarının algoritmaları değişti ve SEO çalışması gittikçe karmaşık bir hale gelmeye başladı.
Yeni dönemde arama motorlarının nasıl çalıştığını anlamak için ilk olarak klasik HTML ve onun en son ve en güncel hali olan HTML5 arasındaki farkları anlamak gerekir.
Öncelikle herhangi bir websitenin sayfa kaynağındaki kodları incelediğinizde "UTF-8" ibaresi gördüğünüzde bu websitenin HTML5 ile yapıldığı anlamına gelir ve günümüzde birçok website bu dilde yapılmakta ancak büyük çoğunluğu HTML5 teknolojisini tam anlamıyla kullanamamaktadır (peki neden?)
Geleneksel HTML statik yapıdadır ve ziyaretçiler için etkileşimli website oluşturamaz. Buna karşılık;
1. HTML5 dinamik yapıda bir website oluşturmanın temel anahtarıdır. Örneğin eskiden flash vb araçlar ile yapılan işlemler 2017'den beri javascript marifeti ile halledilebilir. Bu sayede ziyaretçilere daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunulur.
2. HTML5; sunucu tarafından karmaşık işlemler yapmadan veya websitesini yeniden yüklemek zorunda kalmadan veri gönderip-alabilmeyi sağlar ki bu da ziyaretçilere daha hızlı ve daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlar.
3. HTML5; WebSocket adı verilen yeni nesil bir iletişim teknolojisine sahiptir ve bu teknoloji gerçek zamanlı iletişim ile web teknolojilerinde daha hızlı işlem yapabilmeye yarar.
4. HTML5 önceki sürümlerine göre daha mobil uyumlu (mobile-friendly) bir yapıdadır.
5. HTML5 websitede yer alan semantik etiketler (semantic tags) kullanır. Bu sayede tarayıcılar ve arama motorları bütün siteyi okumakla uğraşmaz, bunun yerine sadece bu etiketlere bakarak sitede neyin ne işlevi gördüğünü anlayabilir.
Yazılımcıların büyük çoğunluğu; bu beş önemli ayırt edici özellikten ilk ikisini istekli olarak tercih eder, üçüncüyü pek farkında olmadan kullanır, dördüncü ve beşinciyi ise ciddiye alıp faydalanmazlar.
Oysa (2017'den beri) yeni dönemde kullanıcı deneyimi, mobil uyumluluk, semantik yapı gibi öğeler çok önemlidir ve bütün sistem bunun üzerine kuruludur.
Semantik, sözlük anlamı olarak anlambilim demektir, ancak arama motorları için semantik;
1. Herhangi bir içeriğin uzunluğuna-kısalığına (laf kalabalığına) bakmaksızın onun son kullanıcıya ne anlattığını ve bilgi toplumuna ne katkı sağladığına odaklanır.
2. Toplumun o içeriği, sahibini ne kadar ciddiye alabileceğine (burada sosyal medya hesapları, Google yorumları gibi daha birçok etken devreye giriyor)
3. Sitenin ne kadar hızlı ve işlevsel olarak kullanıcı dostu olduğuna bakıyor.
Yani semantik dönemde algoritmanın SEO anlayışı bizdeki "bir lafa bir de söyleyene bakarım" mantığıyla işliyor. Aslında kendinizi ve çevrenizi de incelediğinizde toplumsal olarak ortalama eğilimlerinin bu yönde olduğunu görebilirsiniz.
Şimdi ortaya bir iddia attık; elbette herkesin her şeyi çok bildiği ve alışkanlıkların gerçeklerin önüne geçtiği SEO gibi bir konuda böylesi bir iddia için kaynak sorgulanacaktır.
Biz ilk önce SEO konusunda neye baktığımızı anlamış bir ajansız. SEO konusunda ortada her şeyi keşfedilmiş bir nesne değil; büyüyüp gelişmekte olan bir evren var. Bu evrenin kendince bir takım yasaları var ancak bunların hepsinin bilinebilmesi de mümkün değil.
Bizim amacımız zaten bütün bir evrenin kontrolünü elimize almak değil; uzaya astronot ve taşıt yollamak.
Dolayısıyla her şeyi anlamamıza gerek yok; Google veya Yandex değilsek, big dataya sahip değilsek bunu anlamamıza imkan da yok, onlar bu veriyi %100 anlıyor mu orası da meçhul.
Ancak bugün "yapay zeka" olarak adlandırdığımız; makine öğrenmesi, algoritması ve bunun çalışma pattern'i (örüntüsü) var. Bu pattern'in anlaşılması için yazının devamında bazı yapboz parçaları bırakarak resmin bütününü sizin oluşturmanız gerekiyor. Bizim SEO'da paradigmanın değiştiğine dair iddiamızın arkasındaki pattern izleri şunlar;
- SEO başlangıç kılavuzu: "arama motoru optimizasyonu nedir ve ne değildir" hakkında bütün detaylı bilgilere ve ihtiyaçlara buradan ulaşılabilir
- Gereksiz metinlerin faydası olmadığına dair video:
(Google'ın verdiği sonuçlarda) "En üst sırada yer almak büyükölçüde sayfalarınızın içeriğinin kalitesine bağlıdır. Örneğin büyük miktarda anlamsız metin Google arama sonuçlarında düşük performans gösterecektir."
- Mobil öncelikli dizine ekleme: ilk sırada çıkmanızda lokasyon, dil ve özellikle de cihaz her şeyden önce gelir
- İçeriğin eşsizliği her şeyden önemlidir: Websitenizin internete sağladığı fayda/değer sunduğunuz eşsiz bilgi ile doğru orantılıdır
- Semantik Arama'nın önemi:
"Google Arama’nın sayfanızın neyle ilgili olduğunu anladığından emin olmak için: ... Semantik HTML'yi kullanın"
Her ne kadar "SEO'nun 100-1000-10000 altın kuralı" gibi makaleler, kitaplar vs olsa da Google mühendislerinin bile net cümleler kurmaktan kaçındığı bir algoritma vardır. Çünkü algoritma yapay zeka tarafından sürekli geliştirilmekte ve değiştirilmektedir.
Bu konuya vakıf ve en yetkin kişi olan Google çalışanı John Mueller bile Search Engine Journal ile yaptığı röportajda dahi kesin şeyler söylemekten kaçınmaktadır.
Kendisinin ünvanı Senior Search Analyst ve Search Relations Team Lead olarak geçmektedir ve görevi tam olarak:
- Web yöneticileri, SEO uzmanları ve geliştiricilere Google’ın arama algoritmaları ve en iyi SEO uygulamaları hakkında rehberlik etmek
- Google Arama’nın nasıl çalıştığını açıklamak ve topluluktaki yanlış bilgileri düzeltmek
- Google’ın resmi forumları, YouTube videoları, blog yazıları ve etkinlikler aracılığıyla SEO topluluğuna destek sağlamak.
- SEO ile ilgili sorunlara ve teknik problemlere ışık tutmak
Google'ın yaptığı yatırımlara bakarak yeni dönemin paradigmasının bu saydıklarımız üzerine kurulu olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.
- Özgün içerik (bilginin azlığı çokluğu değil eşsizliği önemli)
- Mobil uyumlulk
- Googlebot vb makinenin anlayabileceği dilde (semantik)
- Hızlı
Buradaki paradigma değişimini görmenin güzel bir örneği için Google'ın Semantik Arama Deneyi olan Semantris'e bakılması ve kelime ilişkilendirme mantığının anlaşılması gerekir
Google Ads önerilerinde bile geniş eşleme önerilmesinin sebebi, Google Arama'nın ve algoritmanın kendisini en iyileştirme noktasında geliştirmesi.
Websitenizin hazır olmayışının, teknik aksaklıkların, iyileştirilmemiş özelliklerin, estetik ve fonksiyonel bozuklukların göstergelerinden biri Bounce Rate (hemen çıkma oranı)'dır.
Bounce Rate oranınız; sektörünüze ve websitenizin trafik miktarına göre farklılık göstermekle birlikte e-ticaret siteleri için %20-40 arası, kurumsal siteler için %30-35 arası, haber siteleri için %40-45, bloglarda ise genellikle %60 ve üzeridir.
Not: Bu oranı Google Analytics hesabınızdan öğrenebilirsiniz.
Çözüm:
Bu oranı iyileştirmek için kullanıcı deneyimine odaklanarak website tasarımınızı, içeriklerinizi ve teknik altyapınızı geliştirmelisiniz.
Teknik düzey: Google Page Speed Test
Görsel testi: Cloudinary
Kopya içerik: Duplichecker
SEO durumu: ahrefs vb araçlar
Linklerin durumu: Search Console
Başarı oranı: Sizinle iletişime geçen müşteri sayısı ve satışlar