The Praxis olarak özel sektöre, kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına, ticaret odalarına, meslek odalarına, medya kuruluşları vb daha birçok yapıya; dijital dönüşüm, operasyonel süreçleri geliştirme ve verimlilik artışı alanlarında yönetim danışmanlığı hizmeti veriyoruz
Yıllardır reklamcılıkta en iyi hizmeti sunmayı hedefledik. Toplam kalite yönetimi anlayışımızla, hizmetimize dair kendi düşüncelerimizden ziyade müşterilerimizin deneyimlerine ve hizmetlerimizi algılama biçimine odaklandık.
İşte bu noktada "iyi bir reklam hizmeti için ne gerekiyor" sorusuna karşılık her defasında "satışların artması beklentisi" cevabını bulduk ve buna sadece "reklam yaparak" değil aynı zamanda müşterilerimizin satış ve operasyonel süreçlerinden doğru geri bildirimler alarak mümkün olduğunu gördük ve elimizden gelen bütün desteği sonuna kadar sunup; ihtiyaçlar doğrultusunda eksiklikleri tamamlayıp yükü omuzladığımız işbirlikleri gerçekleştirdik.
Ancak hemen hemen hepsinde ortak sorun şirketlerin güncel teknolojilerden faydalanamıyor oluşuydu.
Çağımızda reklamcılığın en belirgin özelliği veri temelli oluşu. Veri eksikliği bu sebeple reklamcılıkta en büyük sorunlardan birisidir. Eğer veri yoksa analiz, analiz yoksa analitik kararlar ve verimlilik olmuyor.
Bu sebeple müşterilerimizin pazarlama, satış ve operasyonel süreçlerine ilişkin danışmanlık hizmetleri vermeye başladık ve bu çalışmalar verimliliklerini katlayarak artırdı.
Yönetim danışmanlığı, her şeyden önce bir metodoloji sunuyor ve bu metodoloji; yenilenmeyi bir kriz haline getirmeyip vazgeçilmez kılıyor.
Metodolojimizin iki ayağı bulunmaktadır:
Birincisi, davranış bilimleri (praxis) alanında yapılan güncel akademik çalışmaların incelenmesi, ikincisi ise bunların teknolojiyle harmanlanmasıdır.
Böylece, yapının, işleyişin ve kültürün, çağdaş başarılı yapıların uyguladığı pratiklerle uyumlu hale getirilmesi ve Türkiye'ye özgü yerel dinamiklerimizi avantaja çevirmeyi sağlıyoruz.
Danışanlarımız, ufkun genişliği ölçüsünde aşağıdaki somut çıktılardan bazılarını elde etmekte ve daha fazlasına ulaşmaktadır:
1️⃣ Veri tutma ve analiz etme yoluyla karar alma süreçlerini kolaylaştırma
2️⃣ Bütçe ve insan kaynağının en verimli şekilde kullanılmasını sağlama
3️⃣ Gelir getirecek yeni kaynak ve olanakların yaratılması
4️⃣ Mutlak avantaj sağlayacak yeni ürün, hizmet ve teknolojilerin geliştirilmesi
5️⃣ Personelin ve kültürün yeniliklere daha uyumlu hale gelmesiyle işlevselliğin artırılması
6️⃣ İnsanların hata payının en aza indirilmesi
7️⃣ Sürdürülebilirliğin sağlanması
Tüm bu süreçlerde herkese sunduğumuz ortak bir reçete olmasa da genel olarak verdiğimiz yönetim danışmanlık hizmetinin ilk adımı olan dijitalleşme kısmında temel A-B-C şunlar oluyor;
1️⃣ CRM: Müşteri İlişkileri Yönetimi Araçları
Satış, pazarlama ve operasyonel süreçlerin ölçümü ve yönetimi için kullanılan bu araçlar müşteri ilişkilerinin takibi ve hizmetlerinizi belirli standartlara oturtmanız noktasında size temel düzeyde destek sağlayacaktır.
2️⃣ ERP: Kurumsal Kaynak Planlaması Araçları
Eğer hizmetler yerine (veya hizmetle birlikte) ürün odaklı bir çalışma sürdürülüyorsa stok ve envanter yönetimi araçlarınızın pazar yerleri ve e-ticaret siteniz ile entegre olduğu bir sistem; satış ve tedarik süreçlerinde işlerinizi kolaylaştıracaktır. Elbette bunları da reklam platformları ile entegre ederek satışlarınızı geliştirmeyi ve daha da artırmanın önündeki ilk adımlar olacaktır.
3️⃣ BPM: İş Süreçleri Modellemesi
İster CRM, ister ERP kullanın; sorunsuz bir akış iş süreçlerinin modellenmesi, planlanması ve optimum seviyeye getirmekle mümkün oluyor. Bugün dördüncü endüstri devrimin anahtarlarından olan araçlardan birisi; BPM desteği sağlayan programlar. Özellikle fabrikaların sıklıkla kullandığı bu teknolojiler; bütün süreçlerin analizi, modellenmesi, uygulanması ve optimizasyonu için kullanılır. Her ne kadar sadece ürün odaklı işletmelerde kullanılabilecekmiş gibi düşünülse de hizmet odaklı sektörlerde de BPM karar alıcıların; karar alma süreçlerini kolaylaştıracak yazılımlardır.
Müşterilerimizin bu teknolojilerden faydalanıp faydalanmadığı ile başladığımız çalışmalar bütün sürecin temelini oluşturuyor.
Sonraki bütün çalışmalar bu temelin üzerinde yükselmeye devam ediyor ve şirketin verilerinin analizi ile hem gelirin, hem de karlılığın maksimize edilmeye; operasyon ve süreçlerin optimum seviyeye getirilmeye çalıştığımız bir macera başlıyor.
Bu noktada en temel unsur ise; karşılıklı işbirliği ve güven...
Danışmanlık, içerisinde bulunduğunuz yapıya dışarıdan bakan bir gözle yeni fırsatlar keşfetmenizi sağlar. Başarılı bir danışmanlık modeli, tek taraflı bilgi aktarımı değil, bir işbirliği sürecidir.
1️⃣ Her işletme kendine özgüdür:
Hazır reçeteler çözüm sunmaz.
2️⃣ İşbirliği esastır:
Danışmanın başarısı, işletmenizin bilgi ve deneyimlerini anlamaktan geçer.
3️⃣ Gözlem ve analiz gereklidir:
Sorunu doğru teşhis etmeden çözüm üretilemez.
Danışmanlık, doktor-hasta ilişkisine benzer: karşılıklı saygı ve güven ilişkisi kurulamadan yürütülemez.
1️⃣ Mahremiyete saygı: şeffaflığı sağlar
2️⃣ Şeffaflık: teşhisi kolaylaştırır
3️⃣ Uzmanlığa saygı: işbirliğini sağlar
4️⃣ İşbirliği: tedaviyi mümkün kılar
👉 Zincirin halkalarından biri zayıf veya eksikse danışmanlık ilişkisinde; sorunları tespit etme, çözüm üretme ve başarı elde etme olasılığı yoktur.
Danışmanın nesnel ve somut bir teşhiste bulunabilmek için aşağıdaki adımları uygular:
1️⃣ Gözlem:
İş süreçlerini ve yapıyı detaylı analiz etmek.
2️⃣ Veri ve Rapor İnceleme:
Mevcut durumu sayısal ve niteliksel olarak değerlendirmek.
3️⃣ Sözlü Bilgi Alma:
Çalışanlar ve yöneticilerle doğrudan iletişim kurarak sorularına cevaplar almak.
👉 Danışmanlar her soruna, yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri bir fırsat olarak bakarlar. Her yapı ve sorun benzerlikler göstermekle birlikte farklıdır. Zaman kazanmak için kullanılan standart yaklaşımlar yerine; yapının kendine has durumunu doğru anlamayı ve teşhisi doğru yapmayı gerektirir.
Danışmanlık, sadece sorunları tespit etmek değil, çözüm üretmek demektir. Başarılı bir çözüm için:
1️⃣ Esneklik:
Çözümün tek olduğu durumlar "seçenek" değil zorlamadır. Bu sebeple çözümlerde her zaman alternatifler bulunmalıdır
2️⃣ Uygulanabilirlik:
Program, kullanılacak araçlar ve uygulanacak metodlar; akla yatkın, pratik ve gerçekçi olmalıdır
3️⃣ Maliyet Analizi:
Tahmini süre, kullanılacak insan kaynağı, gerekli araç gereç ve bütçeyi bir bütün olarak maliyet hesabına katmak gerekir
4️⃣ Net Hedefler:
Başarı kriterleri belirlenmiş, hedefler; ulaşılabilir ve ölçülebilir olmalı
Danışmanlık sadece bir teşhis koyup kenara çekilmek değildir. Gerçek çözüme ulaşmak için teşhisin ardından, gerektiğinde operasyonel adımlar atmayı ve ihtiyaç duyulursa değişim sürecini yönetmeyi gerektirir.
Bu bağlamda, başarılı bir değişim süreci için yönetimin danışmanla birlikte karar vermesi gereken temel unsurlar şunlardır:
1️⃣ Çözüm Niyeti
Her sorun teşhisi, mutlaka çözüm için yapılmaz. Bazen yönetim sadece ikinci bir görüş almak ya da durumu daha iyi anlamak ister. Bu nedenle ilk adım, gerçek bir çözüm arzusunun olup olmadığını netleştirmektir.
👉 Çözüm ancak gerçekten istenirse mümkündür.
2️⃣ Değişim İsteği
Her çözüm bir değişimi zorunlu kılar. Bu değişim küçük ölçekli bir iyileştirme olabileceği gibi, köklü bir dönüşüm de gerektirebilir.
Yönetimin şu soruları netleştirmesi gerekir:
1. Bu değişim ne kadar önemli?
2. Ne kadar sürecek ve ne maliyeti olacak?
3. Bu değişim olmadan hedeflere ulaşılabilir mi?
👉 Gerçek çözüm, değişimi kabul etmek ve yönetmekle başlar.
3️⃣ Değişim İradesi
Her değişim, öngörülemeyen riskler ve iç-dış engeller barındırır. Başarılı olmak için yönetimin kararlı olması, zorluklar karşısında geri adım atmaması gerekir.
Başlamadan önce yönetimin şu konularda net olması şarttır:
1. Değişime gerçekten inanıyor muyuz?
2. Karşılaşılacak engellere karşı irademiz ne kadar güçlü?
3. İç ve dış krizlerde tutumumuz ne olacak?
👉 Değişimin sürdürülebilirliği için: yönetimin iradesi, desteği ve kararlılığı esastır
4️⃣ Değişime Karşı Direnç
Her yenilik, görünür veya örtülü şekilde bir dirençle karşılaşır. Bu direnci öngörmek ve yönetmek, başarının temel şartlarından biridir.
Yönetim, bu dirençle başa çıkmak için:
1. Çıkar çatışmalarını ve olası direnç noktalarını belirlemeli,
2. Tanınacak esneklik ve taviz paylarını hesaplamalı,
3. Kriz anlarında atılacak adımları önceden planlamalıdır.
👉 Direnç yönetilmediğinde, en iyi planlar bile başarısız olabilir.
5️⃣ Sorumluluk Çerçevesi
Başarı için danışman ve yönetim arasında net bir iş bölümü ve sorumluluk paylaşımı olmalıdır.
Belirsizlikler ve tanımlanmamış beklentiler, süreci çıkmaza sokar ve ekip içinde çatlaklar oluşturur.
Bu çerçevede:
1. Danışmanın Rolü:
Danışman yönetimin istişare ettiği bir gözlemci mi olacak? Yoksa karar alma mekanizmasına doğrudan dahil mi edilecek?
2. Danışmanın Müdahale Düzeyi:
Danışman, sürece ne kadar ve hangi aşamalarda müdahil olacak? Yalnızca stratejik rehberlik mi yapacak, yoksa aktif olarak operasyonel süreçlere dahil mi olacak?
3. Yönetimin Sorumlulukları:
Yönetim, danışmanla gerekli işbirliği ve iletişimi eksiksiz sağlayabilecek mi? Danışmanın görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli imkan ve desteği sağlayacak mı?
4. Danışmanın Sorumlulukları:
Danışman, yönetime ne sıklıkta yazılı ve sözlü rapor sunacak? Görev ve yetkilerini; şeffaflık ve hesap verilebilirlik çerçevesinde açıklayabilecek mi? Aktif destek sağlayabilecek mi?
5. Oluşabilecek Ekstra Talepler
Çalışma süresince ortaya çıkabilecek ilave iş yükü, öngörülemeyen talepler veya proje kapsamını aşan beklentiler ortaya çıkabileceği için; bunlar süreç başında taraflar arasında önceden belirlenmeli ve sınırlı olmalıdır.
👉 Net çerçeveler ve açık iletişim olmadan değişim yönetilemez.
Her değişim, bir dirençle karşılaşır. İnsanlar belirsizlikten ve alışkanlıklarını kaybetmekten korkar. Bu nedenle:
1️⃣ Değişimin Ölçeği ve Kapsamı:
Yapılacak her değişim; insanlarla ilgilidir ve insanları etkiler. Bu sebeple değişimde: "Ne kadar büyük?" ve "Kimleri etkiliyor?" sorularının cevapları en az değişimin kendisi kadar önemlidir.
2️⃣ Direnç Noktaları:
İnsanların değişime karşı çıkmalarının arkasında yatan nedenler genel olarak şu beş ana başlıkta özetlenebilir;
1. Belirsizlik Korkusu: Yeniliğin sonucunu kestirememek.
2. Çıkar Kaybı Endişesi: Mevcut pozisyon veya hakların zarar göreceği düşüncesi.
3. Alışkanlıkların Konforu: Var olan düzene bağlılık.
4. Başarısızlık Korkusu: Yeni süreçlere uyum sağlayamama endişesi.
5. Güven Eksikliği: Değişimi yöneten ekibe veya üst yönetime duyulan şüphe.
👉 Değişime uyum sağlayamayanlar, gizli ya da açık direnç gösterirler. Başarı için bu direnci anlamak ve yönetmek şarttır.
3️⃣ Direnci Anlamak ve Yönetmek:
Değişimden etkilenen kimselere değişim sürecini ve yenilikleri doğru tariflemek, gereklerini açıklamak, soru sormalarını ve endişelerini paylaşmalarını teşvik etmek, onları yenilik konusunda cesaretlendirmek, şüpheleri olanları da sorunların çözümü sürecine kooptasyon ile dahil etmek yeniliğe karşı gereksiz direnci çoğunlukla ortadan kaldırır.
👉 Değişim sürecinin açık ve şeffaf yürütilmesine rağmen yine de dirençle karşılaşılabilinir. Bu durumda direncin ölçeklendirilmesi; uyuşmazlığın çözümünde anahtar rol oynayacaktır.
4️⃣ Direncin Ölçeklendirilmesi:
Direnç noktaları, yönetimdekiler dahil olmak üzere herkesin taşıyabileceği endişelerdir. Endişelerini zapt edebilenler yeniliğe uyum sağlayıp sahiplenirken, bu endişelerle baş edemeyenler gizli veya açık direnç gösterirler.
Değişime direnç şu ölçekte değerlendirilebilir:
1. Değişime istekli olanlar ve tamamen destekleyenler
2. Değişimi kabul edenler
3. Değişime kayıtsız kalanlar
4. Değişime karşı pasif direnç gösterenler
5. Değişime karşı aktif direnç gösterenler
6. Değişimi reddeden (hatta ayrılanlar)
Makbul olan ilk üç maddenin çoğunlukta, beş ve altının azınlıkta oluşudur. Dördüncü maddede yer alanlar, direnç kırıldığında değişime ayak uydururlar.
5️⃣ Kriz Yönetimi:
Değişim süreçleri, her zaman planlandığı gibi ilerlemez. Beklenmedik krizler, uygulama aksaklıkları veya hedeflenen sonuçlara ulaşamama gibi başarısızlık riskleri her zaman vardır. Bu nedenle, danışmanlık sürecinde kriz ve başarısızlık yönetimi için önceden kapsamlı bir çerçeve oluşturulmalıdır.
Bu çerçevenin amacı; krizleri erken fark etmek, etkilerini sınırlamak ve değişim sürecini kontrol altında tutarak sürdürülebilirliği sağlamaktır.